Ana Sayfa Sağlığımız Psikoloji Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı Hastalığı)

Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı Hastalığı)

0
Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı Hastalığı)

Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı Hastalığı)

“Kafayı çok taktım” cümlesini yakın arkadaşlarınızdan veya aile üyelerinden mutlaka duymuşsunuzdur, hatta duymak bir yana muhakkak kendiniz de bu tarz cümleleri sarfetmişsinizdir.

Düşünsenize bu kafayı taktığınız durumlar sizin gündelik hayatınızı bozacak ölçüde etkiliyor ve huzursuzluk artık her daim etrafınızda kol geziyor. 

Düşünmemeye çalışıyorsunuz bu durumları veya olayları fakat yapamıyorsunuz. Dersleriniz ve işleriniz aksıyor, başarılarınız önemli oranda düşme gösteriyor. 

Etrafınızdakilere de kendinizle alâkalı bir problem olduğunu hayatınızda olan değişikliklerle de yansıtıyorsunuz…

Nefesiniz kesildi değil mi?

İşte obsesif – kompulsif bozukluğa sahip olanların yaşadıkları yukarda anlattıklarımın yüzde 5’i bile değil. Hayatları o kadar yaşanılmaz hale geliyor ki başka madde veyahut da canına kıyma gibi olumsuz faktörlere meyil ediyorlar.

Genel hatlarıyla size OKB (obsesif kompulsif bozukluk) anlatacağız.

Biz istemeden aklımıza tekrar tekrar gelen, sıkıntı veren ve aklımızdan çıkartmakta zorlandığımız düşüncelere saplantı, takıntı (obsesyon) denir. 

Her 100 kişiden 2-3’ünde takıntıların hastalık boyutunda olduğunu belirten Uzmanlar, hastaları, geç kalmadan uzman desteği almaları konusunda uyarıyor.

  • Mikrop veya pis bir şey (idrar dışkı sperm gibi) bulaşması takıntısı
  • Kişinin kendine veya başkasına zarar vermekten korkması
  • Bir şeyi yapıp yapmadığıyla ilgili emin olamama (kapıyı kilitleyip kilitlemediğinden, ütüyü prizden çekip çekmediğinden emin olamama)
  • Cinsellikle ilgili saplantılar ( kişinin çocuklarıyla, ebeveynleriyle cinsel ilişkiye girdiği düşünceleri ve imgeleri, eşcinsel olmakla ilgili korkuları içeren düşünceler)
  • Eşyaların ve nesnelerin belli bir düzen ve konumda olması saplantısı
  • Günah sayılan düşüncelerin akla gelmesi
  • Kanser, AIDS, kuduz gibi hayatı tehdit eden bir hastalığa yakalanma saplantısı

Zorlantı nedir?

Çoğu kez takıntılı düşünceleri kovmak için yaptığımız irademiz dışı yinelen hareketlerdir.

  • Yineleyen tarzda el yıkama, banyo yapma, sürekli evi, eşyaları temizleme, saatlerce bulaşık ve çamaşır yıkama.
  • Güvenliği sağlamakla ilişkili olarak (ütünün prizde unutulup unutulmadığını) defalarca kontrol etmek
  • Bir denge ve simetri sağlamak üzere eşyaları belli bir düzen içinde tutmaya çalışmak
  • Bir takım davranışların belli bir tarzda ve sayıda yinelenmesi
  • otomobil plakalarını, evlerin numaralarını vb. saymak
  • Kişinin kendini belli nesnelere dokunmak zorunda hissetmesi
  • Birçok şeyi gereksinim duymadığı halde satın alma, sahip olunan hiçbir şeyi atamama.

Temiz olduğunu bildiği herhangi bir şeye dokunduğunda elinin kirlendiğini düşünerek (takıntı) kişinin birçok kez el yıkama zorunluluğunu hissetmesi birçok kez elini yıkaması zorlantı örneğidir.

Bir diğer örnek; Abdest alırken gelen Tanrı’ya küfür düşünceleri (takıntı) yüzünden kişinin abdestini bir çok kez yeni baştan almak zorunda kalması olabilir.

Kişi takıntıların aklına gelmemesi ya da zorlantılı hareketleri yapmamak için kendini zorlar. Fakat zorladıkça istenmeyen düşünceler gene gelir. İstenmeyen hareketler tekrar tekrar yapılır.

Saplantı- zorlantı hastalığı (OKB) genellikle genç yaşta başlar. Büyük çoğunlukla ortalama başlama yaşı 18-25 yaşları arasındadır. Erken dönem çocukluk yaşlarında bile görülebilir. Zaman zaman orta yaşlarda, hatta yaşlılıkta başladığı görülmektedir.

Hastalığı’n her 100 kişiden 2-3’ünde görüldüğü saptanmıştır. Erişkinlerde cinsiyet farkı hemen hemen görülmezken; ergenler arasında erkek hastalar biraz daha fazladır.

Hastaların çoğunda belirtiler hafif olduğundan doktora gitmezler ve rahatsız oldukları belli olmaz. Bir kısmı hastalıklarını gizlerler, kimseye belli etmek istemezler. Fakat kendi evleri içinde açıkça bellidir. Bazıları da yıllarca süren hastalığı benimsemişlerdir.

Saplantı- zorlantı bozukluğu gösteren hastalarda, majör depresyon sık görülmektedir. 

Çoğunlukla saplantı ve zorlantılar bir arada bulunmakla birlikte, bazı kişilerde sadece saplantı bazılarında sadece zorlantılar görülebilir. Hastalık insanların kendilerine sıkıntı vermesinin yanında çalışma, sosyal ve aile hayatlarında da ciddi sıkıntılar yaşamasına neden olabilmektedir.

Takıntı nedenleri nelerdir ?

Beyin işlevlerinde bozulma; Beynimizin çalışmasında yer alan sinir hücrelerinin arasındaki iletişimi sağlayan kimyasallardan serotonin maddesinin işlevinde bozukluktan dolayı olabileceği gösterilmiştir.

Kalıtım Faktörü; 1. Derece akrabalarında yüzde 20-25 sıklığında görülmesi, ailesel yatkınlığın olabileceğini düşündürmektedir.

Takıntıyı hazırlayıcı etkenler;

Hastaların yaklaşık yarısında belirtiler; bir yakının ölümü, gebelik gibi stresli bir olaydan sonra birden başlayabilmektedir. Ayrıca çocukluk çağı travmalarına maruz kalanlarda ileri yaşamlarında önemli bir stresle ardından OKB ortaya çıkabilmesi erken çocukluk dönemlerinin hastalık gelişiminde rol oynadığını göstermektedir.

Takıntı tedavisi nasıl yapılır?

Günümüzde OKB’li hastaların çoğu ilaç ve davranış tedavilerinden yararlanmaktadır. Özellikle serotonin sistemi üzerine etkili ilaçlar tedavide faydalı olmaktadır.

Takıntı (obsesyon); ısrarlı, tekrar edici ve davetsiz gelen, hastanın kendi isteğiyle denetleyemediği, ve kişinin kendisine de mantıksız gelen düşünce ve dürtülerden oluşur.

İnsanlar bu davetsiz ve ısrarcı düşünceleri çaresizce görmezden gelmeye, bastırmaya veya harekete geçerek ya da başka bir şey düşünerek onları etkisiz hale getirmeye çalışırlar.

Örnek verilecek olursa; kişi önemsediği biriyle tartıştı ve bu durumdan dolayı da ziyadesiyle üzüldü. Bundan dolayı da o tartıştığı anı tekrar tekrar düşünerek yeniden yaşamış gibi bir hisse kapıldı. Baktı ki gündelik hayatını sekteye uğratmaya başladı ve depresif ve gergin bir halde, “en iyisi bu olayı düşünmemeye çalışmak” dedi ve zihnini meşgul eden başka işlere ve aktivitelere odaklanmaya başladı.

Bir kere iki kere zihni meşgul oldu ama sonra o takıntılı düşünceler davetsizce yine yeniden girdi kişinin dünyasına ve başaramadığı için de kaygı meydana geldi…

Bu takıntılı düşüncelerden kurtulamayan kişi artık yeni bir yöntem geliştirir; kompulsif hareketler.

Kompulsiyon kontrol edilemeyen düşünce ve dürtülere karşı gerçekleştirilen tekrarlayıcı veya görece amaç dolu davranıştır veya bir dizi ritüelistik veya basmakalıp kurallardır.

Kaygıya neden olan obsesyonların aksine kompulsiyonlar obsesyonlar sonucu ortaya çıkan kaygıyı ve huzursuzluğu azaltmak veya hafifletmek için efor sarfettirir. 

İşte hem obsesyonlar hem de kompulsiyonlar birleşince ortaya OKB çıkar.

Yaygın kompulsif hareketler; yıkama, temizleme, itemleri belli bir düzen sırasına koyma, kontrol etme…

Bu sıralarda da kanallarda depolama ve istifleme kompulsiyonları gösterilmektedir. İşe yaramayan gazeteleri, kağıtları, yiyecek kaplarını, kulanılmış jelatinleri sürekli tutmak ve hiç atmayan kişiler, başka zaman bunların mutlaka işe yarayacağını düşünüp asla atmazlar ve evinden atmaya kalkana da kızıp, bu durumdan huzursuzluk duyarlar ve evleri “çöp ev” e döner.

Anlaşıldığı üzere, compulsiyonlar obsesyonları takip eder, ve bu durum tedavi edilmez ise kişinin hayatında bir kısır döngü olur ve hastalığın şiddeti de artabilir.

Aşağıdaki tabloda obsesyon ve kompulsiyonlara örnek olacak bir tablo göreceksiniz.

OBSESYONLAR KOMPULSİYONLAR
Yemek yaparken, yiyeceklerin kirli ve pis olduğunu düşünüp huzursuz olma. Tüm mutfak eşyalarını suda kaynatma,

Yiyecekleri tavaya atmadan önce, iyice ovalamak,

Yiyecekleri tutmadan önce eldiven kullanmak.

Sürekli olarak arabaların kaldırıma çıkıp yayaları ezdiğini hayal etme ve zihninden oluşan bu görüntüden dolayı korkma. Sokak kaldırımlarından mümkün olduğu kadar uzak durma ve sürücüler tarafından hemen görülmek için parlak kıyafetler giyme.
Aile üyeleri uykudayken, onlardan birine bir şey olacağından endişe etmek. Tehlikeyi önlemek için, merdivenleri sabit bir düzende 3 sıra çıkarak, 2 sıra inerek bitirmeye çalışmak(kişinin kendisine bu davranışı saçma gelir ama gene de bunu yaparsa tehlikeyi önleyeceğini düşünür).
Evdeki gazın açık olduğunu düşünüp, bu düşünceden kendini alamaması. Bu düşünceden kurtulmak için evden çıkmadan önce defalarca ocağı kontrol etmek.
Üniversitede okuyan oğlunun başına kötü bir şey geleceğinden korkan bir annenin kaygılanması. Bu kaygıdan kurtulmak için her akşam saat sekizde ışıkları belli bir sayıda açıp kapıyor(kişi bu hareketinin saçma olduğunun farkında).

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.